Invent

Como Gölü Gezisi


Uzun zamandır gittiğim yerleri yazmıyordum. Ama biriktirmediğim anlamına gelmiyor elbete. Como yolculuğumdan öyle keyif aldım ki yazmaya karar verdim. Aslında bir anda karar verip Milano bileti almamızla başlayan bir hikaye Como. İlk başta sadece Milano da vakit geçirmeyi düşünmüştüm. Ama Como Gölü hakkında duyduklarımız ve Milano’ya yakınlığı bizi cezbetti. Ve Como’ya gitmeye karar verdik. 

Milano düz ayak bir şehir. Dolayısıyla büyük katedralin (Duomo) yakınında bulunan otelimizden tren istasyonuna yürümeye karar vermemiz sadece 1o sn sürdü. Ama tabi yakınlık anlayışımız farklı olabilir. Çünkü en az 15 dakikalık yürüme mesafesinde. Cadorna Tren İstasyonu Castello Sforzesco’nun çok yakınında. Biz bineceğimiz tren’i son anda kaçırınca ve bir sonraki 1 saat sonra olunca gidip gezelim bari dedik. İyi ki kaçırmışız. Çünkü ben kaleyi çok beğendim. O gün yüzlerce bisikletlinin katıldığı bir etkinlik vardı. Kimileri çocuklarını bisikletlerinin arkasına koymuş o şekilde bu etkinliğe katılıyordu. Gerçekten çok keyifliydi. Kalenin önünde uzanan alanda sahneler kurulmuştu. Tiyatro gösterileri ve müzik yapılıyordu. Kalenin önünden başlayan bahçeler Napolyon’un şehre girişinin anısına yapılmış Arco Della Pace’e (Barış Takı) kadar uzanıyor. Ortada kocaman bir havuz var. Havuzun önünde güzel manzaraya bakarken bir treni daha kaçırmak üzere olduğumuzu fark ettik ve koştura koştura trene yetiştik.

Tren biletleri yanlış hatırlamıyorsam 5 ila 10 Euro arasında değişiyor. First Class bilet almanıza gerek yok. Çünkü bilet üzerinde numara yok. Herkes kafasına göre oturuyor. Biz alarak gereksiz olduğunu anladık. Bari siz yapmayın. Zaten 1 saat civarında süren yolculuk sırasında etrafı seyretmek bile çok zevkli. Zaman hemen geçiyor. İneceğiniz istasyon ”Como Nord Lago” neredeyse göl kenarında. İstasyonu arkanıza bırakıp sağ tarafa yani ”Lungo Lario Trieste” tarafına yürürseniz göl kenarında keyifli bir geziye başlamış oluyorsunuz. Como çevresi o kadar düzenli ve huzurlu ki insan ister istemez burayı sevmeye başlıyor. Göl kenarında çok keyifli restoranlar gözümüze ilişiyor. Evlerin sere serpe yayıldığı yamaçların yeşilinin göle yansıması, gölün dar olması sebebiyle karşı kıyının seyredilebiliyor olması gerçekten harika bir manzara sunuyor. Kıyıda oturup seyretmek gerçekten büyük zevk. Como Gölü İtalya’nın en büyük göllerinden biri. Y şeklinde ve merkezi dışında bir çok kasabası var. Bunlardan en büyüğü Bellagio. Bu kasabalara yada köylere feribot seferleri düzenleniyor. Ama biz bir dahaki sefere saklayıp yukarıya Brunate’ye çıkmaya karar veriyoruz.

Gölün kenarından biraz ilerledikten sonra 700 m yukarıda bulunan ”Brunate” köyüne çıkan bir füniküler var. Aslında gelmeyi planladığımızdan daha geç geldiğimiz için vaktimiz kısıtlıydı. Ama yukarıdan manzaranın çok iyi olacağını düşünerek yukarı çıkmaya karar verdik. 5-6 Euro civarında bir rakam ödeyerek gidiş dönüş bir bilet alabiliyorsunuz. Yukarı çıkarken heyecanımız artmaya başlamıştı. Çünkü daha yolun yarısındayken bile manzara bayağı iyiydi. Yukarıda sizi  minik bir kafe, bir izleme terası ve hediyelik eşyalar satılan dükkanlar bekliyor. Biraz ilerlediğinizde minik ama etkileyici bir klise karşılıyor sizi. Brunate gerçekten çok güzel bir kasaba. Dik yokuşları arnavut kaldırımları ve doğasıyla keyif veriyor. Hemen her ilginç yapının adında bir Volta kelimesi var. Sonradan araştırınca öğrendim ki pili bulan ünlü fizikçi Alessandro Volta kısa bir sürede olsa burada yaşamış. Manzara güzeldi ama bu bizim için yeterli değildi. Canım arkadaşım Burak sağolsun okuduğu tabelalardan Faro Voltiano’ya gitmenin mantıklı bir hareket olacağını düşündü. Bizde ona uyduk. Yürüyerek Volta’nın deniz fenerinin olduğu ilginç manzara noktasına kadar çıktık. Ama yol düşündüğümüz kadar kolay açılacak bir yol değil. Eğer derdiniz spor yapmaksa güzel bir parkur olduğunu söylemeliyim. Ama bizim gibi vaktiniz kısaysa ve hazırlıklı değiseniz denemeyin bile. Araçlarla yukarıya kadar çıkabiliyorsunuz. Tabi  bildiğiniz cengaverlik sebebiyle taksi veya servis ücretlerini bilmiyorum. Evet sizi yukarı noktaya taşyan 15 dk bir kalkan servisler var. Yine de kesinlikle buna değerdi. Çünkü yol boyunca gördümüz manzaralar ve harika evler beni benden aldı. Evlerin mimarileri ve özelliklede bacalarındaki hayvana benzer tuhaf şekiller gerçekten ilginçti. Sonunda Faro Voltiano’ya ulaştık ve ilk iş olarak banklara serildik. Rocky Balboa edasıyla Adrian diye bağıracak oldum ama sonra ortamın sükuneti beni caydırdı. Bizde manzaranın tadını çıkarmaya koyulduk. Manzara gerçekten etkileyiciydi. Bayağı geniş bir açıyla gölü karşı kıyıları Alp Dağlarının hala karlı kalmış tepelerini gözlemleyebiliyorsunuz. 

Aşağı inerken bilinçsiz yaptığımız spor etkinliğimiz sonrası kurt gibi acıkmıştık. Fünikülerden indiğimiz gibi hemen yakında sol tarafta Hotel Marcos’un altında Funicolare Ristorante adında bulduğumuz ilk restorana kurulduk. Garsonların bir kısmının Türk olduğunu öğrenince pek şaşırmadım. Alıştım artık her yerde olmamıza. Neyse biz yemeklere dönelim. O kadar yorulduğumuz içinmi bilmiyorum, yediğimiz her şey harikaydı. Tazeydi bir kere ve lezzetliydi. Zaten bu İtalya tatilinden yine kilo alarak döndüğümü söylemeliyim. Gölün hemen kenarında harika bir manzaraya karşı sohbet ve yemek için biçilmez kaftan. Öyle çok pahallı değil hem. Tabi para biriminin bizdeki karşılığını kafaya takmamak lazım. Restoranın sitesinden menüyü inceleyebilirsiniz.  (www.ristorantefunicolare.it) 

Yemekten sonra restorandaki garsonlardan birinin önerdiği dondurmacıyı bulmak için bu sefer ters tarafa yani ”Lungo Lario Trento” tarafına yürümeye başladık. Kocaman bir meydana geldik. Ama dondurmaya kilitlenmiştik. ”Gelateria Lariana” az sonra solda karşımıza çıktı. Zaten fark etmekte zorlanmadık. Zira önünde uzun bir kuyruk vardı. Biraz beklemeden sonra dondurmamıza kavuşmuştuk. Ne kadar iyi olabilir demeyin. Yediğim en iyi dondurmalardan biriydi. Bu arada yavaş yavaş hava bozmaya başlamıştı. bizde görmek istediğimiz katedral meydanına doğru ilerlemeye başladık. Geldiğimiz yöne meydana doğru döndük ve işte tam o sırada yağmur çiselemeye başladı. Buradaki katedral’in bulunduğu meydan gerçekten çok şirin. Etrafta bir sürü mağaza ve kafeler var. Buradaki Duomo Milano’daki kadar büyük değil elbette. Ama içi görülmeye değer. Biz dışarı çıktığımızda inanılmaz bir yağmur başlamıştı. Gezebilmek pek mümkün değildi. Bizde planladığımızdan daha önce dönmeye ani bir karar verdik. Sonra tren istasyonuna doğru deli gibi yağan yağmurda koşmaya başladık. Trende birbirimizden ayrı oturmak zorunda kaldık. Yolda hava yavaş yavaş açmaya ve bulutlar yerini güneşe bırakmaya başlamıştı. Ben ise Como Gölü’nün ne kadar huzur verici bir yer olduğunu düşünüyordum. Bir gün daha uzun zaman geçirmek  ve daha fazla yeri keşfetmek için mutlaka Como’ya dönmeye karar verdim. 

 

 

 

 

 


Bir Cevap Yazın

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid, polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır. Wax Resin ribonlar adından da anlaşılacağı üzere wax ile resin kalite ribon arasındadır. Fiyat olarak wax ribonların ortalama olarak 2 katı fiyatında resin ribonların ise yarı fiyatındadır. Bazı barkod yazıcılar normalde kağıt bazlı etiketler üzerine baskı için wax ribon kullanılması gerekiyorken wax resin ribona ihtiyaç duyarlar. Bu durum barkod yazıcının baskı kafası ile alakalıdır. Wax ribon, genel amaç ile ekonomik olarak termal transferi yapılmasını sağlayan ribon çeşididir. Kağıt bazlı etiketlere baskı alırken kullandığımız wax ribonlar uygun fiyatları ile de baskı maliyetini düşüren ribon çeşididir. Plastik bazlı etiketler hariç diğer tüm etiketlerin %90′ ına yakınına wax ribon ile baskı alabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
tüp mide, mide küçültme ameliyatı

Visit also our social profiles:

Scroll to top