Invent

Londra’da 5 gün


Görebileceğim herşeyi gördüm demek için çok erken. Sadece beş gün sokaklarındaydım. Diğer avrupa şehirlerinden farklı Londra. Birşey var anlamadığım. İnsanı çeken birşey. Bu şehirde daha önce yaşayan tüm arkadaşlarımın özlemle bahsetmelerine hiç anlam verememiştim oysa. Gözümün önüne hep gürültücü bol dövmeli insanlar, devamlı yağmur yağan kasvetli bir şehir geliyordu. Hatta gitmemek için bayağı mızıkçılık yaptım. Ama iyi ki ikna etmişler beni.

İstanbul ve bizler içinde aynı şey geçerli. İnsanlar gitmediği yerler hakkında peşin fikirli olabiliyor. Aslında bize gösterilen kadar biliyoruz demek daha doğru. Havalanına dönerken şehrimizin ismini Konstantinopolis olarak bilen bir taksiciye tarih dersi vermek zorunda kaldığımızı düşünürsek durumun ne kadar vahim olduğunu biraz daha anlamış oluruz herhalde. (Vedalaşırken taksici İstanbul’a gelmeye ikna oldu bu arada.) Taksi demişken; eğer kocaman taşıması zor bavullarınız yoksa ve gerçekten yorgunluktan ölmüyorsanız taksi Londra’da çok kullanacağınız birşey değil. Kendinize en yakın metro istasyonundan veya herhangibir Oyster Card makinasından £5 karşılığında Oyster Card alabilirsiniz. Bildiğim kadarı ile kartı daha sonra geri vererek  £3 olan depozitoyu geri alabiliyorsunuz. Oyster card  gerçekten hayat kurtarıyor. İçine istediğiniz kadar para yükleyip hemen her toplu taşıma aracını bu kartla kullanabiliyorsunuz. Londra metrosu (Tube) gerçekten örümcek ağı gibi. Şehrin her yerini sarıyor. Ama otobüsleri kullanmayı ihmal etmeyin. Özellikle kısa mesafelerde çok daha kolay bir kullanım sağlıyor. Metro gibi aşağı in çık derdi yok ve neredeyse adım başı otobüs durağı var. Vaktiniz kalırsa çift katlı otobüslerin üst katında uzun bir yol yapıp şehri seyredebilirsiniz. Otobüs ve metro duraklarında tüm hatları gösteren kocaman tablolar olduğu gibi, yol kenarlarında nerede olduğunuzu ve 5 ila 15 dk içerisinde nereye gidebileceğinizi gösteren işaretli tabelalarda var. Elbette küçük rehber tadında broşürleri alıp kendi rotanızı kendiniz belirleyebilirsiniz. Londra’nın en önemli özelliklerinden biri elbette ulaşım kolaylığı. İnternette biraz araştırma yaparsanız şehirlerini nasıl tanıttıklarını, turist olarak geldiğiniz taktirde nasıl kolaylıklar sağladıklarını ve özellikle ulaşım konusunda ne kadar rahat olacağınızı anlattıkları bir sürü siteleri olduğunu göreceksiniz. Belki bizde İstanbul için birkaç uygulamayı örnek almalıyız.

Londra'da aradığınız yeri bulmak kolay.

Londra çok fazla turist alan bir şehir. Alabildiğine kalabalık. Ve bazen şehir üzerinize geliyormuş gibi hissediyorsunuz. Ama bir arka paralel olmadı iki rahatlamak için ideal olabiliyor. Tabi böyle bir şehirde görülmesi gereken yerlerde birkaç resim çektirmek istiyorsanız kalabalığa alışmanızda fayda var. Siz yine de arka paralel taktiğini aklınızda tutun. Ulaşımın çok rahat olduğu bu tarz şehirlerde çok uzaklaşmadığınız sürece nerede konakladığınızın bir önemi yok. Ama yine de otelinizi Oxford Circus metro istasyonuna yakın bir yerlerde seçerseniz hareket kabiliyeti açısından avantajlı olacaktır. Ben Oxford Street iki iki üst paralelinde kaldım. Hem sessiz sakin hem güzel hemde curcunaya 5 dk yürüme mesafesinde oteller için Marylebone semtinin Oxford’a yakın olan kısmı çok uygun. Tabi bu bir seçim meselesi. İsterseniz curcunanın göbeğindeki otelleri tercih edebilirsiniz. Otelinizi seçmek için bir harita edinin. Ve önceden gitmek istediğiniz yerleri belirleyin. Soho’da yada Thames kıyısında bir otelde de kalınır pek tabi. Bunu kolay yapabilmeniz için otobüslerin gittiği yerleri gösteren bir haritayı paylaşıyorum. Bu haritadan mutlaka edinin. (Eğer bulamazsanız: alın size benden ziyaretçi rehberi  ) Kimseye soru sormanıza gerek kalmıyor. Zaten devam eden yazılarda bu haritaya ve metro istasyonlarına göre ilerlemeye karar verdim.

Londra'da otobüs ile ulaşabileceğiniz önemli lokasyonlar

Bu tarz büyük turistik şehirlerin içine turistlerin geçmesi için faunuslar yerleştirilmiş gibi sanki. Herkes benzer yerlere gidiyor, benzer şeyler yapıyor. Herkesin aynı yerlerde resimleri var. Oysa bir şehri keşfetmek için kaybolmak gerekiyor. Olmadık yerlere gitmeli insan. Olabildiğince yürümeli. Keşfetmek harika birşey. Yeni yerler, yeni insanlar hafızanıza kazınacak ve ruhunuzu zenginleştirecek. Ben bu tarz gezilerimde mutlaka keşfetmeye ve kaybolmaya zaman ayırıyorum. Sizde yapın. Tatilin en güzel kısmı bu zaman aralıkları olacak. Bana güvenin.

5 gün demiştik değilmi? E bu giriş olsun…


2 Yorum Londra’da 5 gün

  1. By coskan, 27 Ağustos 2012 at 23:33

    Insan bir arar bir mail atar cosku geliyorum bir bira da senle icim der zayif

    • By alpik, 30 Ağustos 2012 at 13:41

      Hızlı bir hareket kabiliyeti içinde olmam gerekiyordu. Bu aşamada kafamdan uçup gitmiş senin Hadi’nin, Utku’nun orada olduğun. Bin sonrakinde daha planlı. Önden aramalı olacak.

Bir cevap yazın

Visit also our social profiles:

Scroll to top