Invent

Switch Club İstanbul (It’s all about music)


 Ali adında bir arkadaşım var. Esas mesleği Diş Hekimliği (Aman diyeyim dişçi dediğinizde bu insanlar kızıyor.) Ama biz onu genelde gecenin ilerleyen saatlerinde DJ olarak kullanmayı tercih ediyoruz. Bu Ali aynı zamanda benim kan bağım olmayan kardeşim Ve elektronik müzikle ilgili en çok paylaşımda bulunduğum canım arkadaşım. Müzik, ben ve Ali birlikte çok vakit geçirdik. Birlikte partiler organize ettik çaldık eğlendik. Çok sevdiğimiz devamlı kapısını aşındırdığımız mekanlar oldu. Bu yazı bu mekanlardan en çok sevdiğimizle ilgili.

 Henüz fazla uyumadığım, geç saatlerde dışarı çıkmaya hazırlandığım zamanlarda bizim evde komşuların hiç hoşlanmadığı bir hazırlık süreci  olurdu. Genel olarak Ali ile birlikte bir iki tek birşeyler içer, müzik dinler muhabbet ederdik. Bu vesile ile en azından üst ve alt kat komşularım Nuriye Teyze, Neriman Teyze ve ailelerine bana yıllarca katlandıkları için huzurlanızda teşekkür ederim. Kadıköy yakasındaki evimizden karşıya geçmek için belli bir zamanda çıkıp arabaya atlar Ali’nin hazırladığı setleri dinleme devam ederek trafiğe bırakırdık kendimizi. Öyle güzel kitlenin olduğu zamanlardı ki bazen boğaz köprüsüne girmeden hemen önce durmaya yakın seyreden trafikte bizimle aynı yere giden bir kaç dostla karşılaşır arabadan arabaya komik bir muhabbet çevirirdik. O boğaz yokmu İstanbul’da sadece orada trafik çekiliyor. Hele gecenin ışıkları sardığı zaman dev bir partiymiş gibi olur boğaz. Bu partiyi seyre dalarsanız aklınızdakileri bir süreliğine köşeye bırakabilirsiniz.  Köprüyü geçtikten sonra hedef  Tüyap otoparkı olurdu. Çünkü hemen her cuma – cumartesi gittiğimiz yere çok yakındı. Özellikle soğuk geceleri hatırlarım. Pera tarafındaki bazen sidik kokan çıkıştan çıkardık. Merdivenleri adımlamaya başlamadan önce hep bir kestaneci olur hani. En azından bir selpak satan çocukla karşılaşırsınız merdivenlerde. Neden bilmem ne kestane ne de selpak aldığımı hatırlamıyorum. Sanırım içimdeki biran önce mekana gitme isteği yüzünden olsa gerek. Biz genelde montları arabada bırakırdık. Vestiyer çılgınlığını hızlıca aşmak için. E vestiyere para vermekte cabası tabi. Nedense o vestiyerde harcanan 2-3 bazen 5 dk bana eziyet gibi gelirdi. Üşürdük tabi. Bu yüzden iki bahanemiz olurdu koşmak için: müzik bizi bekliyordu ve donuyorduk. Bir çırpıda geçerdik Odakule’den ve o sokağın başına gelirdik: Muammer Karaca Çıkmazı…

 O zamanlar icq kullanıyordu herkes ve benimkinin adres kısmında bu çıkmaz sokağın ismi yazıyordu. İlk zamanlar değil belki ama daha popüler olduktan ve ünlü djleri ağırlamaya başladıktan sonra kapıda uzun kuyruklar olmaya başlamıştı. Ama devamlı gitmenin, sevimli ve dost canlısı olmanın bazı avantajları vardı.  İşletmeyi veya kapıyı tanıyorsan kapı açıktır kuralı sebebiyle biz hoplaya zıplaya tek sıra uzayan kalabalığın yanından geçerek aşağıya kapıdaki dev adamlara doğru ilerlerdik. Ne zaman o sokağın başına gelsem yavaşlayıp keyfini çıkarırdım. Çünkü aşağıya doğru inerken uzaktan hafif bir ses gelmeye başlar dum,,,, duM,,,, dUM,,,, DUM boğuk belli belirsiz. Basın gücünü hissetmeye başlarsınız. İşte o zaman yaklaştıkça heyecan artar. Bazen bas sesi birden netleşir, güçlenir ve tizlerle karışır. Tüyleriniz diken diken olur. Bilirsinizki kapı aralanmış ve birileri içeri girmiştir.  Sanki müzik sizi çağırıyor gibidir. Güm güm güm. Kalp atışlarınız ritme uyar. Kapıdaki klasik muhabbeti geçtikten sonra. Demir kapılar açılır ve müzik sizi kucaklar. İşte o an yaşadığım hissi betimlemekte güçlük çekiyorum. Artık sizi içine alan müzikle dans etmek dışında yapmanız gereken hiçbir şey yoktur.

 Switch benim için bir efsaneydi. İstanbul’da o dönemler elektronik müziğin en azından benim için kalbi orada atıyordu. Benim gibi düşünen ve ikinci evi gibi devamlı Switch’te olan o zamanlar tanıştığım birçok insanın aynı şekilde hissettiğini biliyorum. Bir mekan bu kadar mı insanları yakınlaştırır.  Tam 5 yıldır orada samimi olduğum insanlarla çalışıyorum. Bir çoğuyla hala görüşüyorum veya haberleşiyorum. Tam 11 yıl olmuş… Switch’e giderken kimseyle haberleşmenize gerek olmazdı. Oraya giderseniz, görmek istediğiniz, beraber dans etmek istediğiniz herkesin orada olacağını bilirsiniz zaten. En önde, kabinin hemen önünde. O dönem Ali ile birlikte Murat Uncuoğlu hayranıydık. Hala da öyleyiz. İnsanların son bir saat aynı şarkıyı çaldığını düşünmesine sebep olabilecek kadar iyiydi. Zamanlarca Murat Uncuoğlu’nun ellerini izlediğimi hatırlıyorum. Bazen daha ilk notayı duyduğumuzda hep beraber hangi şarkının geleceğini haykırıp o şarkıyla ilgili ritüelleri yapmaya başladığımızı hatırlıyorum. O garip coşkuyu paylaşmanın hazzı ile çığlık atanları hatırlıyorum. Sapsarı bir kız hatırlıyorum en sevdiği plak dönmeye başladığı için gözlerinde yaşlar. (Blondie) Yo yo yo diye giriş yapan kalbi çocuk bir patron hatırlıyorum. (Tekino)  Kaydıraklı disko’da kaymamak olmaz konusunda ısrarcı insanların kadehi fırlatıp kendini yerde bulmalarını hatırlıyorum. Kocaman hoparlörün üstünde birkaç tanıdık yüz hatırlıyorum. Kabinin önünde arkamı döndüğümde karanlığı delip geçen yüzlerce mavi ışığın yarattığı manzarayı hatırlıyorum. Dede, C.kalabalık, MondasM, Da Beast, Ceroo, Vadi, Jelibon (Negma), Sim, KS, Hi5, Mabbas, Duche, Goddess (yaşıyormudur acaba) ve onlarca keyifli yüz gözümün önünden geçiyor. (Hepsine selam olsun.) Acayip bir paylaşımdı Switch. O kapıdan giren şanslı kitle elektronik müziğin son geçit törenini yaşadılar bence. Ama aynı zamanda bir dönemin kapanışına şahit olmanın burukluğunada sahipler. Üzgünüm Turgay’ı , Muncu’yu veya U.F.U.K. ve Ateş Tezer’i birlikte (Gazla Live) o sahnede seyredemeyeceğiz bir daha. Göktuğ’un (Cervus) Astral Projection öncesinde devleştiği o geceye tanık olamayanlar için üzgünüm. Sadece Türk dj’ler çalmadı Switch’te. Peki kimleri ağırladı Switch kabini? Biraz hafızaları tazeleyelim: Stacey Pullen, Dimitri, Dave Seaman, Danny Howells, Ken İshi, Remy, Anthony Pappa, Derrick May, Jim Masters, Christian Smith, John Graham, Darren Roach, John Creamer benim hatırladıklarım. Bunun dışında Met, Uhr, Cem Salman, Bahadır Başaran ve Vascar (Peter Thomas) gibi dj’lerde mekanda ev sahipliğini üstleniyorlardı. Yani kadro hep sağlamdı. Gelen kitle hep sağlamdı. Öyle ki Max Graham’li açılış gecesinde resmen izdiham varken, havalandırma yetmiyorken bile deli gibi dans etmeye devam ettiler.

Hip Pro müzik direktörlüğünü yapıyordu bu mahkemeden bozma eski yapıdan dönüştürülme kulübün. Nispeten küçüktü. Teknik aksaklıkların olduğu zamanları da hatırlıyorum. Hani belki laf edenler olur abartma alpik diye. Ama yok ben abartmıyorum. Orda müzik sustuğunda ve ışıklar yandığında evine gitmek istemeyen oyuncağı elinden alınmış gibi davranan ve direnen insanları hatırlıyorum. Sonra sizi kapıda karşılayanlar işletme ceza yemesin diye “hadi arkadaşlar boşaltıyoruz” söylemleri eşliğinde tepemize üşüşürlerdi. Ne mi oldu? Klasik hikaye: birgece sevdiğiniz bir yerden çıkıyorsunuz ve bir daha asla giremeyeceğinizi bilmeden yapıyorsunuz bunu. Sevdiğiniz yerler olsun hayatınızda. Heyecanla anlatacağınız hikayeleriniz. Hayat hatırlamaya değecek yaşanmışlıklarla güzel çünkü. Bence hemen şimdi özlediğiniz bir şarkının sesini sonuna kadar açın. Switch’te bir breakdown hayal edin. Yüzünüzde anlamsız bir gülümseme ile gözlerinizi kapatıyorsanız hala yaşıyorsunuz demektir.

P.L.U.R.


Bir Yorum Switch Club İstanbul (It’s all about music)

  1. By CUNEYT KALABALIK, 15 Şubat 2013 at 01:26

    16.03.2013 tarihinde bushwacka indigo’ya geliyormuş. bunun partneri layo vardı. “ona ne oldu?” dedim kendi kendime. facebook sayfalarına baktım. 3 gün önce son kez beraber çalmışlar. sonra “onlara bir teşekkür yazısı yazayım” dedim. istanbulda nerede çalmışlardı? hatırladım: switch ve the hall. switch’te hangi tarihti? google’ladım. switch ile ilgili senin bu yazın çıktı. okudum. güzel yazmışsın. ilk okuduğum zaman beğenmemiştim. neden? çünkü hikayeyi en baştan en sonuna kadar biliyordum ve bire bir yaşamıştım. ama şimdi tekrar okuyunca, “bu hikayeyi bilmeyenler için güzel yazmışsın” dedim. neyse… ne diyeceğim? sen gazetecliğe başlasana…

Bir Cevap Yazın

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid, polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır. Wax Resin ribonlar adından da anlaşılacağı üzere wax ile resin kalite ribon arasındadır. Fiyat olarak wax ribonların ortalama olarak 2 katı fiyatında resin ribonların ise yarı fiyatındadır. Bazı barkod yazıcılar normalde kağıt bazlı etiketler üzerine baskı için wax ribon kullanılması gerekiyorken wax resin ribona ihtiyaç duyarlar. Bu durum barkod yazıcının baskı kafası ile alakalıdır. Wax ribon, genel amaç ile ekonomik olarak termal transferi yapılmasını sağlayan ribon çeşididir. Kağıt bazlı etiketlere baskı alırken kullandığımız wax ribonlar uygun fiyatları ile de baskı maliyetini düşüren ribon çeşididir. Plastik bazlı etiketler hariç diğer tüm etiketlerin %90′ ına yakınına wax ribon ile baskı alabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
tüp mide, mide küçültme ameliyatı

Visit also our social profiles:

Scroll to top