Invent

Volkan Demirel büyük harflerle yazılmıyorken…


Pek futbol delisi sayılmam. Hatta ailede en az futbolla ilgili adam benim diyebiliriz. Babadan kalma bir renk sevdasıydı benimkisi. Eskiden sadece büyük maçları seyredip diğer maçların özetlerini seyrederek ligi geçiştiren biriydim ben. Oysa ailenin geri kalanı benim gibi değildi. tek çocuk olduğum için kardeşim saydığım kuzenlerimin tamamı futbol hastasıydı. Durmaksızın oynar, durmaksızın takip eder, maç kaçırmazlardı.

Hele Tayfun ile Volkan ikilisi diğerlerinden çok farklıydı.  Fenerbahçe’nin maçı olduğu zaman ekrana yapışırlardı. Kimse onları ekrandan alamazdı. Biraz kıl olurdum bu duruma. Çünkü yaş aralıklarının kısaldığı, daha küçük olduğumuz ve sürekli beraber zaman geçirdiğimiz dönemlerde oyun arkadaşlarımı ekrana kaptırmaktan hoşnut değildim. Ama bu duruma engel olmanın bir yolu yolu yoktu. Onlar sayesinde bende daha çok seyreder oldum futbol maçlarını. Laf aramızda o zamanlar benim sevdam basketboldu. (Hala çok seviyorum o ayrı)

Ben lisede onlar ortaokuldayken her Türk gencinin yaptığı gibi topluma uyup okuldakilerle halı saha maçları yapmaya başladık. Çok yetenekli sayılmazdım. Ama devamlı basketbol oynamanın getirisi kondisyon ve hız defansta ciddi işime yarıyordu. O zaman en yakın arkadaşlarımdan biri Egemen, Sarıyer altyapısında oynuyordu. Sarıyer o zamanlar ağırlığı olan takımdı. Egemen’in şutlarıda ağır geliyordu kalecilere. Genelde yeniyorduk.

Çok yenişemediğimiz bir sınıfın takımıyla baklavasına maç vardı o gün. Son iki maç bir yenilgi bir beraberlik almışız. Ağır laflar edilmiş, yenmemiz şart. Tam evden çıkmak üzereyken Volkan’da gelip seyretmek istedi. Birlikte sahaya vardığımızda: karşı takımın kalecisinin gelemeyeceğini öğrendik. Erkekliğe bok sürdürmedik ama içten içe bayağı sevindik. Çünkü bizim Egemen’in şutlara banamısın demeyen kalecileri yüzünden yenildiğimiz olmuştu. Volkan geçsinmi dedim: “Tamam” dediler. Bizimki o zaman şimdiki kadar yapılı değil tabi. Halı saha kalesinin önünde bile ufacık kalıyor. Egemen’in kulağına eğilip: “maçı kesin alırız, fazla abanma çocuğa bişi olmasın” dedim. Ama şimdi bile gözümün önüne Egemen’in küfürler eşliğinde deli gibi topa abandığı sahneler geliyor. Çünkü bizim ufaklık o gün devleşti ve sadece 3 gol yedi. Maçı kesin alacağımızı düşünürken ciddi bir farkla kaybettik. Baklavada gitti tabi. Bizimkiler bana resmen giriştiler. Karşı takım Volkan’ı omuzlara aldı falan. İğrenç bir ortam anlayacağınız. Ortalık sakinleyince Egemen “bizim altyapının hocasına götürelim, bu çocuk normal değil” dedi. En son minibüsle eve dönerken Volkan pis pis sırıtıyor bense ona sövüyordum.

Akşam amcama halı sahada olanları ve Egemen’in teklifini anlattım. Bana çok kızdı. Zaten aklı fikri futbol, sende kafasını karıştırma sakın, okuyacak o dedi. Meğer bizimki herkesten habersiz okulu asıp asıp idmanlara falan kaçıyormuş. Amcam birgün takip edip öğrenmiş. Bayağı kızmış. Amcam sert adamdı. Fazla söylenecek söz yoktu. Ama Volkan’ın hırsını ve inadını biliyordum. Ve kimseyi dinlemeyeceğini. Dinlemedi de. Amcamla inatlaşmak yürek isterdi ama o burnunun dikine sevdiği şeyin futbol’un peşine gitti. İşin özel olan yanı ne yaptıysa tek başına yaptı. Ne büyük abimiz ne ben ne başkası kimse destekleyemedi bile bu gizli kavgayı. Tayfun dışında. O hep biliyordu. Bu arada kendisi müthiş bir sol ayağa sahiptir. Hatta Fenerbahçe altyapısında bolca idmana çıkmıştır. Ama kaytardığı idman sayısı çok daha fazla olunca işler pek istediği gibi gitmemişti. O kardeşini Kartalspor tribünlerinden beri yalnız bırakmadı. Yaş ilerledikçe ben işe güce koyuldum. Gönüller bir mesafeler uzak olmaya başladı. Ama onlar hiç ayrılmadı. Volkan deli gibi çalıştı. Volkan durup dinlenmeden çalıştı. Bu azmin karşısında amcam bile duramadı.

Şimdi burnunun dikine gitmeyi seven o deli çocuk: ekrana yapışıp seyrettiği Fenerbahçesinin ve Türkiye milli takımının kalesinde dev gibi dimdik duruyor. Hem bu kez kimse bizim halı saha maçında olduğu gibi nasılsa yeneriz diyemiyor. Artık küçük kardeşimiz VOLKAN DEMİREL büyük harflerle yazılıyor.


2 Yorum Volkan Demirel büyük harflerle yazılmıyorken…

  1. By oguz, 28 Ağustos 2012 at 07:13

    Alpiğim, ne kadar güzel yazmışsın, tarihe küçük ama sizin için yürek dolusu sevgiyle yazılmış şahane bir not..
    Fenerli değilim biliyorsun ama azim olayına şapka çıkartıyorum.O vakitlerden çekilmiş birkaç tane daha fotoğraf olaydı tadından yenmezmiş.

    Sevgiler,

  2. By Nisa, 05 Ekim 2012 at 22:09

    “Bu cocuk normal degil.” Kesinlikle. 🙂

Bir cevap yazın

Visit also our social profiles:

Scroll to top