Invent

Yaşamak; Fakat zevk alarak


 

Sabahın körüydü yine. Sıcacık yatağımdan kalkıp soğuk günün içine dalmam gerekiyordu. Tabi öncelikle herhangi bir toplantı olasılığına karşı sakallarımı kesmem gerekiyordu. Çünkü sakallarım çok önemliydi, toplantıda anlatacaklarımdan çok daha fazla önemliydi.

Evden çıkmadan önce, en sevdiğim eşyalarımdan biri olan discadamıma kendi yaptığım cd’lerden birini koydum. Bir tanede yedek aldım yanıma ve yola çıktım. Her sabah aynı yerlerde yürüyordum, aynı duraktan minibüse biniyordum. Sonra Bostancıya inip otobüsle Mecidiyeköy’e geçiyordum. Yolu ve insanları seyrediyordum camdan. Trafiğe karşı en büyük silahım müzikti. Evin kapısından çıktığım an müziğin içine bırakıyordum kendimi. Bu günde öyle bir gündü işte: sıradan…Bostancıya doğru ilerlerken farklı bir şey görmeyi ummuyordum. Yine insanlar, yollar aynıydı. Fakat tam Bostancı köprüsünün üzerindeyken yerde yatan bir kız gördüm. Yolun ortasında sere serpe yatıyordu. Polisler gazete kağıdı ile üstünü örtmeye çalışıyorlardı fakat rüzgarın buna müsade etmeye niyeti yoktu. Yanlarında bir cenaze arabası vardı. İki adam o tahta kutuyu indiriyorlardı. Belliki kız biraz sonra o kutunun içine konacaktı. Aptala döndüm birden. Bakakaldığım kısacık bir andı ömrümden.Ve binlerce kez geçtiğim geçeceğim köprüde evime yada işime ulaşmak isterken kendimi bir kutuda bulabileceğimi düşündüm. Düşünürken Bostancı’yada varmış oldum. İndiğimde yüzüme vuran soğuk, biraz kendime getirdi beni. İşte o zaman, çalan şarkıyı fark ettim;If tomorrow never comes
Will she know how much I loved her
Did I try in every way
To show her every day
That she’s my only one
If my time on earth were through
And she must face the world without me
Is the love I gave her in the past
Gonna be enough to last……..

Sonra otobüse bindim ve cama yasladım kafamı insanları ve yolu seyredecektim. İnsanları rahatsız etme olasılığını göze alarak müziğimin sesini birazcık daha açtım.

01032001

Bir cevap yazın

Visit also our social profiles:

Scroll to top